Kayıtlar

Resim
 Gencler ben sonunda okul hayatima son veriyorum. cok ilginc duygular icindeyim, bunu seye benzetiyorum. hani belli dönemlerie asamayan insanlar olur ya mesela oral dönemi bitiremez cocuklar ve tirnaklarini yemeye emzik kullanmaya devam eder yasi 30 olsada. benim egitim ve ögrenci olma dönemimde zamaninda bitmedi, bu da bende muhtemelen hayata gec atilma gibi bir sonucu oldu. simdi ilk kez bir sifatimdan vaz gecmem gerekiyor, daha fazla ögrenci olmayacagim, ve universitede calismayacagim egitim sektörunun disinda kalacagim. ben 5 bck yasindan beri okula gidiyorum nerdeyse 30 yil olacak. her zaman ögrenci kimligim oldu son 10 yildirda universitede calisuyorum, hem ögrenci hem arastirmaci olarak. ve simdi bunlarin hepsi son buluyor. bu cok ilginc. bakin baya sudan karaya atilmis ablik gibiyim ne yapsam bilemiyorum. bir yandan akciger solunumu yapma yetenegim var bir yandada solungac solunumu cok daha kolay. biraz surunsem yol alirim ama yuzersem daha hizli giderim.  Bilemiyorum ...

yine bir sey olmadi ama birseyler oldu gibi, ben kendi kendime birseylere karar verdim. as usual !

 evet nerde kalmistik, iki hafta once abartiyorum demisim. evet abartiyorum cunku ben böyle bir insanim. sakin degilim, aceleciyim ve taktik yapamiyorum.  simdi bir sosyal deney yapacagim, hayatimin bu insanla olan kismini romcom gibi yasamaya karar verdim. zaten bence bizden bir bok olmaz. o yuzden su kitaplarda yazan how to make a guy chase you in ten step, adimlarinin bir kismini takip edecegim (aslinda takip etmek icin gec kalmis olabilirim, ilk bulusmalarda ne kadar needy gözuktum bilmiyorum. cokda sanmiyorum needy gözuktugumu ama belli de olmaz tabi yaz mevsimini tek basima gecirmis olmanin verdigi yalnizlik ve depresyon hisleri etkilemis olabilir davranislarimi). Anyway ben bu adimlari takip edecegim, bir sure biraz kendimle takilacagim kisaca. adimlar cok kolay :  - kendi hayatiniza bakin, onsuzda mukemmel ve eglenceli bir hayatiniz oldugunu belli edin. simdi burda biraz cuvallamis olabilirim, her bulusmak istediginde bulusarak, ama bir yandanda olabildigince sosy...

OMG ! pazartesi aydınlanması.

Pazartesi pazartesi şoktayım.  Kendime, düşündüklerime inanamıyorum, benim düşünce ve davranış yapım nasıl bu kadar değişmiş olabilir. Gerçekten inanılmaz, kendime inanamıyorum, milete yıllarca saçmalama o öyle olmaz dediğim şeyi düşünüyorum içten içe, ve bu aydınlanmaya varmak için gerçekten günlere takvime yazışmalara fln bakmam gerekti.  Şimdi ne oldu özetle, biriyle date etmeye başladım bu normal olarak herkesin yaptığı birşey. yada görüşmeye başladım, herneyse işte. bir süredirde pandeminin de etkisiyle pek yeni insanlarla tanışmıyordum, belli amaçlar ugruna diyeyim.  Neyse aslında fark ettim ki biz görüşmeye başlayalı daha da ilginç olanı tanışalı sadece 10 gün olmuş, 10 gün ya 10 kısa gün. benim kafamda of ne kadar az görüşüyoruz neden beni aramıyorlar fln dönüyor sanki aylardır flört ediyormuşuz da ben ihmal ediliyormuşum triplerindeydim ta ki bu sabaha kadar.  Bugün sabah düşündüm, bir dk ya dedim benim evrenimde 10 gün neye denk geliyor, yani alt tarafı 10 ...

karantina

Hello karantina gunleriniz nasil geciyor bakalim ? Ben kendi surecimi anlatayim, ilk olarak ben bu karantina zimbirtilari baslamadan ve olaylar buyumeden saddece italya da universiteler tatil omusken, almanya fransa isvec turkiye kendi hallerinde takilirken 8 martta almanaya ya deneye gittim. Neden böyle birsey yaptim cunku bunun bu kadar buyuyecegini dusunmemistim. yine de gitmedene önce ne olur ne olmaz diyerek eve baya yiyecek alisverisi yapmistim.dezenfektanlari zaten subat ayinin sonu gibi aldim bir köseye koydum. Bu aralar yaptigim en zekice islerden biri buydu bence. Neyse biraz korka tirsa birazda heyecanla almanya da deneye gittitm, corona sakalari havalar da ucusuyor tabi ki. kucucuk bir kontrol odasinda 10 kisi oldugumuz oluyor kampusten disari cok cikmiyoruz, sadece aksam yemeklerine disari ciktik fln hayat guzel bir yandanda haberleri takip ediyoruz. Ama hala ciddi degiliz, ta ki ispanya kapilari kapatana kadar, noluyor ya kendi ulkemize de giremicez mi demeye fln baslad...

köpurtelim

uzun zaman sonra merhaba tekrar. bu yaziyi artik belli bir kisiye yazmiyorum, kendime yaziyorum diyelim. kendi kendime konusmak yerine kendime yazmak daha mantikli geldi, yazmayinca surekli ayni seyleri konusuyorum. gitgide daha iyi ouyorum baya iyilesiyorum. arada hatta yeni insanlarla tanisiyorum fln baya iyi oluyor. bu ara sosyal olarak ataga gecmeye calisiyorum, diger doktora ögrencileriyle bulusuyorum fln. yeni arkadaslar edinmem lazim, dusuncelerimi zenginlestirmek icin cesitlilik lazim. Bu arada gecen gun biri hic asik oldun mu diye sordu, bende bir kere asik oldum iki kere de sevdim dedim. sonra bir anda özur dilerim uzmek istememistim dedi, dedim uzulmuyor olmam lazim artik, cok oldu biteli ama insan hatirliyor iste. kendime kucuk bir dikis makinasi mi alsam acaba ? bu ara kendime bir patchwork yapasim var, ama elde de yapilmaz ki o meret. örgu ördum iki ay bir bereyi uc kere sokup bastan basladim sonunda bitirdim, simdide iki ucunu bir araya getirip birlestirmiyorum ge...

beklentiler üzer

"nasıl seversiniz birbirinizi? mesela oturtup karşısına seni, dikkatlice izledi mi? karşılıklı içilmiş bir kaç sigara, sen derinden bir nefes alırken üstelik gözlerinin içine baka baka, sigarasını üfledi mi? hiç attı mı sigarasını, sen geliyorsun ve ancak sen geliyorsun diye kapattı mı kapısını insanlığa? dizlerine yattı mı? yatmadı de. yattıysa gözlerini dikip yüzüne, âşık âşık baktı mı? bakmadı de. “yakarım lan bu şehri, bu şehir içinde sen varsan şehir, bu kalbim içinde sen varsın diye şehir, yoksa çöl!” diye bağırmadı mı sokağın boşluğunda? yapmadı de. kimse sen gibi olmadı de. siz nasıl sevdiniz birbirinizi? sevmedik de." ahmet yavuz   

Ah'lar agaci

"bir ilaç içsem bari diye düşündüm, biraz kolonya sürünsem, ferahlasam, pencereyi açsam. şöyle bir şey yazdım sonra: yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde. berbattı, bir şiire böyle başlanmazdı. iç ses diye söylendim, ardından yıldırım gürses... aptal aptal güldüm bir de buna. ayşecik vazoyu kırıyor ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına. yapıştırsam da parçalarını hayatımın su sızdırıyordu çatlaklarından. karnabahar kızartmıyordu asla başrolde kadınlar. güçlü bir el silkeledi beni sonra sanırım tanrı’nın eliydi. sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, çok şey görmüşüm gibi, ve çok şey geçmiş gibi başımdan, ah...dedim sonra ah! iç ses, diye söylendim çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya: tanrım bana hiç erimeyen, kırmızı bir bonbon şekeri yolla. eski tül perdelerden gelinlik biçerdik kardeşimle kendimize durmadan, olmayan çayları, olmayan fincanlardan içerdik. olmayan kapıları açardık, o...