Kayıtlar

son durumlar

uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Evet uzun zaman geçti, bir sürü şey atlattım sanırım. bazılarınında sadece üzerini kapattım halının altına süpürdüm. sonucta hayat devam ediyor ve biz organik canlılarında mola verme şansı yok. Burayı takip eden varsa ki sanmıyorum ama, vet bir ayrılık atlattım. çözemedim kafamda ama halının altına süpürüdm şimdilik. ve tekrar karşılaşıncaya kadarda orda kalacak, belki de tekrar hiç karşılaşmayacağız ve ben o tozların zamanla yok olmasını bekleyeceğim. neyse ki hiç biirşeyin yok olmayacagını bilecek kadar okudum. muhtemelen enerjiye dönüşecekler ve ben bir şekilde onları harcayacagım. Bu konuyuda kapattığımıza göre. Hayatımın geri kalanına bir göz gezdirelim neler oluyor neler yapıyorum. Hala isveçteyim, çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. çok yoğun dediğim durum şu : sabah 9 da işteyim herkes gibi, akşam genelde 7 yi buluyor çıkmam bazen 9u 10 u geçtiği bile oluyor. haftasonu bir günü kendime ayırsamda diğer gün genelde çalışıyorum. haftaiçi ...

kent

başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin. bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa. sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam; ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya. daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım? nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın." yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler. hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. dolaşacaksın aynı sokaklarda. ve aynı mahallede yaşlanacaksın ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların. hep aynı kente varacaksın. bir başka kent bekleme sakın, ne bir gemi var, ne de bir yol sana. nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte, yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde. konstantinos kavafis çeviri : herkül millas ve özdemir ince

ve ikinci kez, Hoşçakalın.

Ben yine gider ne zaman döneceğim belli olmadan, dönmek için bir nedenim olmadan. Çıkamadım bu depresif halimden, dönersem bir gün çıkmış olurum umarım.

Tebrikler !!!

Tebrikler bu sefer sana geliyor, Bunu haber vermezsem içim rahat etmezdi. Bu başarını kutlamak isteyeceğini biliyorum, o yüzden hala yazabiliyorken yazayım dedim. Aslında anında haber verip kutlayacaktım seni ama psikolojim el vermedi. Aslında hala el vermiyor ama senin de hakkını yemek istemiyorum. Neyse gelelim büyük başarına, ilk olarak bunu neden başarı olarak saydığımı söyleyeyim, Daha önce aramızda şu minvalde bir konuşma geçmişti budan bir 7 ay önce filan sanırım ; ......  -Bişi dicem ? Sende hiç bi değişiklik flen farketmediler mi ? ... - Bide sanırım seni mutlu etmek konusunda pek başarılı değilimm :) .... -Daha çok çalışcam sözz -Gözlerin hep işil işil olacak .... -Annen de babanda gözlerinden anlamalı mutluluğunu :( ......... O zaman başaramadığın için üzülmüştün, bir de işte böyle söz filan vermiştin, (Evet bu sözlerinin hepsini tutacagını sanırıyordum o zaman). Bu sefer BAŞARDIN ! tebrik ederim bu sefer anladılar gözlerimden mutluluğumu, o kadar net anlad...
Merhaba, bu haftasonu seninle gitme hayalleri kurdugum tatile yalnız gittim. Bu tatili ilk duydugumda heyecanla sana yazmıştım, haftasonun boş mu ? gelmiş olur musun diye, sende yine belli olmaz demiştin. Bende gelmiş olursan tatile gidelim mi iki günlük gelmemiş olursan ben seni görmeye gelirim zaten demiştim. işte yapılan bir planın daha elinde patlaması, kurulan bir hayalin daha yıkılması ile karşı karşıya kaldım. Aslında önce gitmeyeyim dedim, çünkü seninle gitmeyi çok istemiştim, ilk kamp haberini aldığımda, sonra dedimki bir yerden başlamak lazım. sonuçta sen bana hayal kurma demiştin zaten, ben kendi kendime gelin güvey olmuştum. Bazen kör oluyor işte insan oğlu. neyse dedim yaptıklarının cezasını çek özge git bu tatile ve kurduğun hayallerin beyninde patlamasına izin ver. çünkü ancak o zaman hayal kurmaktan vazgeçeceksin. Peki ne mi oldu ? Gerçekten beynim uyuştu tatilde, sürekli kendi salaklığıma kızdım. Beni sevmeyen bir insanı bu kadar sevmeme kızdım, hala sevdiğime kızdım...

welcome back

Hey evet ben geri döndüm, diyerek enerjik bir giriş ayapmak isterdim ama olmadı malesef. enerjimi gıdım gıdım topladım döndüğümde, havalanı yollar ev odam üstüme üstüme geldi. az hatıramız vardı ama baya önemliymiş benim için o hatıralar, yol boyu bunları düşündüm. Neyse, ben ankarayı değil burda ki anılarımı özlemişim aslında, allahtan arkadaşlarım var da bir nebze toparlıyorlar beni. ama tabi ki bu da yaşanacaktı ve bu da atlatılacak bir şekilde, Bilseydim nedenlerini daha kolay olurdu belki. şimdi buraya dönünce acaba şu da şöylemiydi bu da böylemiydi diye diye kafayı yiyecegim.  ne olur artık bir konuş da ben de rahatalayayım sen de rahatla.
Bugün bir rüya gördüm ve size şimdi ondan bahsedeceğim. Ondan derken rüyamdan değil tam olarak ama bana hissettirdiklerinden benim aymamı sağlamasından. Bir insan bir insanla mutluyken en basitinden güler, ama gerçekten güler, gözlerinin içi parlar, uzun süre görüşmedikten sonra ki ilk görüşmelerini ertelemez, yada ilk görüştüklerinde yüzünde küçük de olsa bir tebessüm olur di mi. Yani öyle olmalı, bir sarılır özlemini giderir. bir taraf bunları yaparken diğer tarafın farkına varmaz o da  kolayca rol yapar böylece. bir taraf susunca, sessizlik çöküyorsa zaten bir problem var demektir. Ama işte siz o gözleri parlayan taraf olunca karşı tarafı göremezsiniz ta ki saçma sapan bir olayla gözünüz açılana kadar. Mazeret dediğin şey her zaman üretilir. doğum gününe geç kalınır yılbaşına geç kalınır, yemeğe geç kalınır. üretmek isteyen mazeretleri her zaman üretir. Seninle hiç katıla katıla güldüğümüz konuşmaktan çenemizin ağrıdı bir zamanı hatırlamıyorum.Ben mutluydum ama sen değildin,...