Kayıtlar

gittim ben

gittim ben. internet bağımlılığına son vermek için gittim ben bi sürelik, gerçek hayta döneyim artık

Beni unutma.

Resim
evet bugünü kendimize ayırdık ve sinema kahve sohbet muhabbet geçirdik. çok da güzel bir filme gittik günün sonunda beni unutma. normalde gittiğim flimleri yazmam ama beyaqzperde sitesinde ki film in tanıtımını okuyunca kendimi tutamadım. bir film bu kadar kötü ve konusundan alakasız anlatılır. yuh yani demek istiyorum. Filmin konusu kısaca, aşk, ama öyle amerikan aşkı değil baya güzel mutlu mesut bence filmin her anından sevgi fışkırıyordu, güzeldi yani gidin bence. ilk olarak afişte tuba ünsanl ın adını niye hayvani boyutta yani mert fırat ın ismiyle aynı boyutta yazmışlar anlamadım. kendisinin flimde üç sahnesi vardı sadece. birde film den çıkınca tek söylediğim şey biri benide sinan gibi sevsin di. izleyince anlarsınız zaten. beyazperde.com daki film özeti : Özet: Olcay ve Sinan... İkisi de genç, ikisi de henüz bekar ama ikisi de aşka ve gerçek sevgiye olan inançlarını kaybetmiş insanlardır. Olcay (Açelya Devrim Yılhan) sevgilisi Hakan'ın (Kenan Ece) kendisini aldattığını öğre...

Kızıldereli burcum Wapiti =)

Resim
22 Kasım – 21 Aralık WAPİTİ Uğurlu Taşı: Obsidiyen Rengi: Siyah “Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi!” • Parlak, saydam yapılı bir kişilik, • Sık sık ikilem yaşayan, • Yaşamları boyunca bıçak sırtında yürüyen, • Dış etkilerden gerçek özleri çıkarmayı çok iyi beceren, • Yumuşak ama güçlü bir yapıya sahip, • Çevrelerine karşı antiseptik bir etkiye sahip olan, • Çok güçlü bir adalet duygusuna sahip, • Güçlü içgüdüleri olan, • Ruhsal düğümleri kolayca çözebilen, • Yükseklere tırmanmayı başarabilen, • Sağlam içgüdüleri olan, • Yakın ilişki kurmaktan çekinen, • Sıcak kalpli, sevgi dolu olabilen, • Fikirlerinden asla caymayan, kendi bildiğini okuyan, • Bazen aşırı cesur, • Erkenden olgunlaşan, • Çabuk öğrenen, • Öfke nöbetleri geçirebilen, • Kazandıkları bilgileri herkesle paylaşan, • Gururlu, • Saygı ve sevgi uyandıran, neşeli Wapiti’ler!

Evliliğe dair

Birlikte doğdunuz ve sonsuza kadar birlikte olacaksınız. Ölümün ak kanatları ömrünüzü savurduğunda birlikte olacaksınız. Evet, Tanrı’nın sessiz belleğinde bile birlikte olacaksınız. Fakat mesafeler bırakın birlikteliğinizde, Ve bırakın göklerin rüzgarları dans etsin aranızda. Birbirinizi sevin fakat aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk. Birbirinizin tasını doldurun ama aynı tastan içmeyin. Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somundan yemeyin. Şarkı söyleyin ve dans edin birlikte ve eğlenin, fakat birer başınıza olun ikiniz de, Aynı müzikle titreseler de ayrı ayrı duran telleri gibi lavtanın.. Yüreklerinizi verin fakat teslim etmeyin birbirinizin eline. Çünkü bir tek Hayat avucunda tutabilir yüreklerinizi. Ve birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları Ve birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi. Halil Cibran - Ermiş bir arkadaşımın notlarından aldım bunu güzel olmuş bence çokda mantıkl...

hep bu böyle.

I imagine the feelings of two people meeting again after many years. In the past they spent some time together, and therefore they think they are linked by the same experience, the same recollections. The same recollections? That’s where the misunderstanding starts: they don’t have the same recollections; each of them retains two or three small scenes from the past, but each has his own; their recollections are not similar; they don’t intersect; and even in terms of quantity they are not comparable: one person remembers the other more than he is remembered; first because memory capacity varies among individuals (an explanation that each of them would at least find acceptable), but also (and this is more painful to admit) because they don’t hold the same importance for each other. When Irena saw Josef at the airport, she remembered every detail of their long-ago adventure; Josef remembered nothing. From the very first moment their encounter was based on an unjust and revolting inequalit...

o değilde

o değil de unutamadığım insan sayısı gitgide artıyormuş. unuttugumu sandığım şeyler bende saklanıyormuş. ama şimdi hortlama zamanı değil, olmamalı, şimdi geçmişi unutulması gerekenleri unutup, yoluma bakma zamanı. bende güzel günler göreceğim, ben zaten genelde güzel günler görürüm =) güzel günlerimden pişmanlık da duymam, tekrar yaşamak da istemem hiçbirini. yeni günler görsem yeter bazen kötü olsalar da olur yeni olsunlar sadece. insanlar eskirmi ki ? eskiyorlarsa eskileri atmak silmek gerekmez mi? bende silsem mi artık eskiyen insanları. hafızam msn listem kadar geniş değil ki yada facebook listem kadar bi kaçını çıkartıp unutmalıyım ki, yenilerine yer açılsın. yani bi olderbox2011 oluştursam mı artık beynim de. oluşturdum gitti sanırım şu anda bunları yazarken. güle güle olderbox2011, bir süre boyunca senin için birşeyler yapmassam sistem seni kendiliğinden silecek, çok iyi değil mi? son 2 günü kaldı olderbox ın. üzülsemde gidici, ince hastalığa yakalanmış gibi...

formspring.me

dökülün millet http://www.formspring.me/rakoun